Tarihçe
İsmi
Damal, Gürcüce kaynaklarda Tamali (ტამალი) olarak geçer. Ardahan bölgesinin Türkler tarafından ele geçirilmesinden itibaren Türkçe kaynaklarda "Damal" biçiminde yazılmıştır. Nitekim Defter-i Mufassal-i Vilayet-i Gürcistan adlı ve 1595 tarihli Osmanlı mufassal defterinde de Damal (دامال) olarak geçer. Bu ad altında Ardahan-i Büzürg livasının Meşe nahiyesinde üç köy kaydedilmiştir. 93 Harbi'nde Ardahan bölgesini ele geçiren Ruslar ise, bu köyleri Gürcüce yazılışına uygun biçimde Tamal (Тамал) olarak kaydetmiştir.
Defter-i Mufassal-i Vilayet-i Gürcistan adlı ve 1595 tarihli Osmanlı mufassal defterinde "Damal" ve "Damala" adını taşıyan üç köy daha bulunuyordu. Bunlardan biri olan Damala (دمالە) Ahasihe livasının Aspinza nahiyesinde, diğer Damala (دمالە) Poshov livasının Güney nahiyesinde, üç köy olarak kaydedilmiş olan Damal (دامال) ise, Ardahan-i Büzürg livasının Güney nahiyesinde yer alıyordu. Damal ve Damala, Gürcüce Tamali (ტამალი) ve Tamala (ტამალა) yer adlarından değişime uğramıştır. Birinci Dünya Savaşı yıllarında Ardahan bölgesini gezen Gürcü araştırmacı Konstantine Martvileli, "Damali"nin (დამალი) Gürcüce bir kelime olduğunu yazmış, ama anlamını vermemiştir.
Osmanlı Öncesi
Küçük Damal (Damal-i Küçük) köyünde 10. yüzyıla ait Küçük Tamali Kilisesi'nin varlığı, buranın çok eski bir yerleşme olduğunu göstermektedir. Öte yandan Büyük Damal (Damal-i Büzürg), Aşağı Damal (Damal-i Süfla) ve Küçük Damal (Damal-i Küçük) köylerinin 1595 tarihli Osmanlı mufassal defterinde yer alması, bu yerleşmelerin Osmanlı döneminden önce var olduğuna işaret etmektedir. Küçük Tamali Kilisesi'nin inşa edildiği 10. yüzyılda bu bölge Gürcü Krallığı sınırları içinde bulunuyordu. Kveli Kalesi Savaşı'ndan (1080) sonra bir süre Büyük Selçuklu Devleti sınırları içinde kalan üç köy, 1121 tarihindeki Didgori Savaşı'nın ardından birleşik Gürcistan Krallığı'na geçti. Osmanlılar bu bölgeyi, Gürcü atabeglerin yönettiği Samtshe Atabeyliği'nden (1268-1625) 1550 yılında ele geçirdi.
Osmanlı Dönemi
Defter-i Mufassal-i Vilayet-i Gürcistan adlı ve 1595 tarihli Osmanlı mufassal defterine göre, Gürcistan Vilayeti içinde Ardahan-i Büzürg (Büyük Ardahan) livasının Meşe nahiyesinde, "Damal" adı altında üç adet köy kaydedilmiştir. Bu köyler Damal-i Büzürg (دامال بزرك), Damal-i Süfla (دامال سفلا) ve Damal-i Küçük (دامال كوچك) adlarını taşıyordu. Damal-i Büzürg (Büyük Damal), Damal-i Süfla (Aşağı Damal) ve Damal-i Küçük (Küçük Damal) bu defterde boşalmış yerleşimler olarak yer almıştır. Osmanlıların eline geçmesi üzerine köylerin Hristiyan nüfusu göç etmiş olabilir. Bununla birlikte bu köyler Osmanlı döneminde yeniden meskûn hale gelmiştir.
Büyük Damal, Aşağı Damal ve Küçük Damal köyleri, uzun süre Osmanlı egemenliği altında kaldıktan sonra 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nın sonucunda Çarlık Rusya'nın eline geçti. Rus idaresinde bu köyler Ardahan Okrugu'nun Ardahan kazasına (uçastok) bağlıydı. Bu kazaya bağlı olan ve 9 köyden oluşan Tamal nahiyesi (маркяз: merkez) içinde yer alıyordu. 1886 yılı tespitine göre, Yukarı Tamal'da (Верхний Тамал) 162 kişi, Aşağı Tamal'da (Нижний Тамал) 130 kişi ve Küçük Tamal'da (Малый Тамал) 49 kişi yaşıyordu. Üç köyün de nüfusu "Türkmen" olarak kaydedilmiştir. Tamal nahiyesinin nüfusu ise, 1.168'i Türkmen ve 4'ü Kürt olmak üzere, 1.172 kişiden meydana geliyordu.
Yukarı Tamal, Aşağı Tamal ve Küçük Tamal köyleri, Birinci Dünya Savaşı'nın sonlarında Rus ordusunun bölgeden çekilmesinden sonra, bir süre bağımsız Gürcistan'ın sınırları içinde kaldı. Kızıl Ordu'nun Gürcistan'ı işgali sırasında (15 Şubat-17 Mart 1921) Ankara Hükümeti'nin verdiği ültimatom üzerine Gürcü askerleri bölgeden çekildi ve bu köyleri de kapsayan Ardahan bölgesi Türkiye'ye katıldı. 16 Mart 1921'de, Ankara Hükümeti ile Sovyet Rusya arasında imzalanan Moskova Antlaşması'yla bu üç köy de Türkiye'ye bırakıldı.
Cumhuriyet Dönemi
1928 tarihli köy listesine göre Damal, Kars vilayetinin Poshof kazasının nahiyelerinden biriydi. Damal nahiyesi, 27 köyden oluşuyordu ve Yukarı Damal, Aşağı Damal ile Küçük Damal köyleri bu nahiyeye bağlıydı. 1940 genel nüfus sayımında Damal nahiyesinin idari merkezi olan Yukarı Damal'ın nüfusu 903 kişi, Aşağı Damal'ınki 332 kişi ve Küçük Damal'ınki 157 kişiden oluşuyordu. Bu tarihte 19 köyü kapsayan Damal nahiyesinde toplam 13.902 kişi yaşıyordu. Kars vilayetinin Posof kazasına bağlı Damal nahiyesi, 1955'te Ardahan kazasına bağlandı. Ardahan kazasına bağlı Damal nahiyesi, 1958'de Hanak nahiyesinin kaza olmasıyla Hanak kazasına bağlandı. 1972 yılında, üç köy Damal adı altında birleştirildi ve belediyenin de kurulmasıyla Damal'a kasaba statüsü verildi. 1975 genel nüfus sayımına göre 2.626 kişinin yaşadığı Damal kasabası, Damal bucağının merkeziydi. Hanak ilçesine bağlı Damal bucağı, 1992'de Ardahan ilçesinin il olmasıyla Ardahan iline bağlı ilçe oldu. İlçe merkezi Damal kasabası, tarihsel adı Samothe olan eski Üçdere köyünü de kapsamaktadır.
Köyler
Günümüzde Damal ilçesi, Burmadere, Dereköy, Eskikılıç, İkizdere, Otağlı, Seyitören ve Tepeköy olmak üzere yedi köyden oluşmaktadır. Bu köylerden sadece Burmadere (eski adı Sorsi), Eskikılıç (eski adı Kirpaşeni) ve İkizdere (eski adı Nunusi) eski yerleşmelerdir. Sorsi, Kirpaşeni ve Nunusi, Defter-i Mufassal-i Vilayet-i Gürcistan adlı ve 1595 tarihli Osmanlı mufassal defterine göre, Osmanlıların Gürcülerden ele geçirdiği toprakların bir kısmını kapsayan Gürcistan Vilayeti içinde Ardahan-i Büzürg livasının Meşe nahiyesine bağlıydı. Bu köylerin nüfusu, Osmanlı Devleti'ne ispenç vergisi veren Hristiyan Gürcülerden oluşuyordu. Dereköy, Otağlı, Seyitören ve Tepeköy adlı yerleşmelerin adları, Defter-i Mufassal-i Vilayet-i Gürcistan adlı ve 1595 tarihli Osmanlı mufassal defteri ile 1694-1732 dönemini kapsayan Defter-i Caba-i Vilayet-i Çıldır adlı cebe defterinde geçmemektedir. 1886 yılı Rus nüfus kayıtlarında "Türkmen" köyleri olarak geçen bu köylerin daha geç dönemde ortaya çıktığı bu kayıtlardan anlaşılmaktadır.
Kalıntılar
Damal kasabasında ve ilçesinde çok sayıda tarihsel yapı kalıntısı günümüze ulaşmıştır. Bugün Damal kasabasının kıyısında bulunan eski Küçük Damal köyü kilisesi (8,2 x 4,3 m), 10. yüzyıla tarihlenen tek nefli küçük bir yapıdır. Büyük ölçüde yıkılmış olan kilisenin bugüne kalan duvarlarının yüksekliği 6 metreyi bulmaktadır. Kasabanın merkezindeki caminin yanında da eskiden bir kilisenin var olduğu bilinmektedir. Damal kasabasının 900 metre kuzeybatısında megalit bir kalenin kalıntıları bulunmaktadır. Tamali Kalesi'nden (44 × 42 m) geriye taş yığınları kalmıştır. Taş yığınının daha yoğun olduğu kuzeydoğu kısmında bir kulenin olması ihtimali vardır.
Damal ilçesi sınırları içinde varlığı bilinen kilise ve kale/kuleler arasında, İkizdere'de Nunusi Kilisesi ve Nunusi Kalesi, Burmadere'de Sorsi Kilisesi, Otağlı'da Arzada Kalesi, Dereköy Kalesi, Seyitören köyünde Seyitviran Kalesi ile Haniora Kalesi sayılabilir. Bu tarihsel yapıların bir kısmı tamamen ortadan kalkmıştır.
Damal Bebekleri
Damal bebekleri, Damal ilçesindeki geleneksel giyimleri en ince ayrıntısına kadar yansıtan hediyelik bebeklerdir. Damal bebek yapımı, 1980'lerde Seyitören köyünden Gülfidan Atmaca tarafından başlatılmıştır.
Üretilen ilk bebeğin İzmir'de bir fuarda ve Japonya'daki bir yöresel folklorik bebekler yarışmasında dereceye girmesinden sonra Seyitören köyünde ve Damal ilçe merkezinde açılan kurslarda iki binden fazla kişiye Damal bebek yapımı öğretildi. 2002'de Damal bebeğin patenti Köylere Hizmet Birliği adına Damal Kaymakamlığı tarafından alındı. Damal bebekleri üretimini başlatan ve bunu bir meslek haline getiren Fidan Atmaca, Türkiye'nin Yaşayan İnsan Hazinesi ilan edildi.



