Posof Tarihçesi

Posof (Gürcüce: ფოცხოვი; transkripsiyon: “potskhovi”; Osmanlıca: پوسخوف; “poshof”, پوسخو; “poshov”), Ardahan iline bağlı bir ilçe ve bu ilçenin merkezidir. Osmanlı dönemindeki adı Poshov'dur ve bu ad 1929 yılında Posof olarak değiştirilmiştir. İlçe, Türkiye-Gürcistan sınırında yer alır; Türkgözü Sınır Kapısı ilçe sınırları içindedir.

Posof kasabası günümüzde iki mahalleden meydana gelir. Merkez mahalle kasabanın büyük bölümünü oluşturur. Bu mahalle eski bir köy olan Diğviri'ye dayanır. Kasabanın küçük bir bölümünü oluşturan Doğrular mahallesi ise, eski adı Aşağı Cacun olan Doğrular köyüdür. Doğrular köyü yakın zamanda bir mahalle olarak Posof kasabasına katılmıştır.

Etimoloji

Posof'un bilinen en eski adı Potshovi'dir (ფოცხოვი). Bu yer adı büyük bir olasılıkla, Gürcü kraliçesi Tamar'ın bugünkü Posof ilçesini de kapsayan Samtshe bölgesinin yöneticiliğine atadığı Cakeli Hanedanı'ndan Botso'dan (ბოცო) gelir. "Botso'nun vadisi" anlamına gelen Botsos Hevi (ბოცოს ხევი) / Botsoshevi, zaman içinde değişime uğramış ve Gürcüce Potshovi haline gelmiştir.

Potshovi, eski yazılı kaynaklarda Posof kasabasının değil, Ahaltsihe’yle bağlantılı biçimde akarsu ve vadi adı olarak geçer. Bugünkü Posof kasabasının eski adı ise, Diğviri'dir. Sonradan Duğur, Digur, Diğor (ديغور) ve Diğuri'ye (დიღური) dönüşmüş olan Diğviri (დიღვირი), 1595 tarihli Osmanlı mufassal defterinde Diğvir-i Süfla (Aşağı Diğviri) ve Diğvir-i Ulya (Yukarı Diğviri) olmak üzere iki ayrı köy olarak kaydedilmiştir. Bölgeyi Gürcülerden ele geçiren Osmanlılar Potshovi adını Poshev (پوسخو) biçiminde kaydetmiştir. Osmanlıca yazılışında “ha” (ح) harfinin değil de “hı” (خ) harfinin kullanılmış olması, bu yer adında Gürcücesine yakın bir yazılış biçiminin benimsendiğini göstermektedir. Nitekim Gürcüce yazılışında da gırtlaksıl “h” (ხ) kullanılmaktadır. Osmanlı döneminde Poshev'e dönüşmüş olan Potshovi adı, geç dönemde Poshof (پوسخوف) ve Posof biçimini almıştır.

Tarihçe

Potshovi, Orta Çağ'da Samtshe bölgesinde yer alan ve Potshovi Çayı boyunca uzanan vadinin adıydı. Tarihsel Tao bölgesinde yer alan Posof bölgesi erken Orta Çağ'da Gürcü Krallığı sınırları içinde kalıyordu. Bölgenin önemli kalesi olan Kveli Kalesi 914 yılında Arapların saldırısına uğradı. Kaleyi savunan Gürcü aznaur Gobron kaleyi savunurken öldü. Kveli köyünde bulunan Kveli Kalesi de 1080'de Büyük Selçuklular ile Gürcüler arasındaki savaşa sahne oldu. Kveli Kalesi Savaşı olarak bilinen savaşta Büyük Selçuklular galip geldi. Bu savaşın ardından Didi Turkoba olarak bilinen dönemde Büyük Selçuklular Tao-Klarceti'yi tamamen ele geçirip Karadeniz kıyılarına indiler.

Gürcistan Krallığı'nın parçalanmasından sonra bölge, Samtshe-Saatabago olarak bilinen ve Cakeli sülalesinin yönettiği prensliğin sınırları içinde kaldı. Daha sonra, Cakeli sülalesinin bir kolu olan Botsodzelerin yönetimi altına girdi. Bu dönemde, Potshovi Çayı'nın sol yakasında, eski Sakire (bugün Çambeli) köyü sınırları içinde yer alan Caki Kalesi bölgenin en önemli merkeziydi ve Gürcü hanedanı Cakeli sülalesinin ikametgâhıydı. Cakeli sülalesinin adı da bu kaleden gelir. Tzurtzkabi Piskoposluğu kilisesi de burada yer alıyordu. Hertvisi'ye kadar Potshovi Vadisini kapsayan Tzurtzkabi Piskoposluğu, 16. yüzyılda 13 piskoposluk arasında altıncı sırada yer alıyordu.

Osmanlılar, 16. yüzyılın ortasında, tarihsel Gürcistan'ın güneybatısındaki diğer bazı bölgelerle birlikte Potshovi bölgesini de ele geçirdi. Bu bölge, Osmanlılar tarafından kurulan Gürcistan Vilayeti veya Çıldır Eyaleti içinde Poshov (پوسخو) adıyla bir liva olarak yer aldı. 1595 tarihli Osmanlı mufassal defterine göre Poshov livası Güney ve Kuzay nahiyelerinden oluşuyordu. Güney nahiyesi Poshov livasının batı kısmını, Kuzey nahiyesi ise doğu kısmını kapsıyordu. Bugünkü Posof kasabasının temelini (günümüzde Merkez Mahalle) ise, Diğviri köyü oluşturmaktadır.

Poshov bölgesi, uzun süre Osmanlı yönetimi altında kaldıktan sonra, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Rusya İmparatorluğu'nun eline geçti. Rus idaresinde Ardahan sancağına (okrug) bağlı bir kazaydı (uçastok). 1886 yılı tespitine göre Poshov kazası, dört nahiye (маркяз: merkez) ile 53 köyü kapsıyordu. Diğviri köyü, Rus idaresi tarafından Digur (Дигур) adıyla kaydedilmişti. Digur aynı zamanda Poshov kazasının dört nahiyesinden birinin de adıydı ve 21 köyü kapsayan Digur nahiyesinin (маркяз: merkez) nüfusu, tamamı "Türk" olan 2.409 kişiden oluşuyordu. Diğer nahiyeler Badela, Sakire ve Tzurtzkabi nahiyeleri idi. Badela nahiyesi 13 köyden oluşuyordu ve burada toplam 2.410 kişi yaşıyordu. On iki köyden meydana gelen Sakire nahiyesinde ise, 2.624 kişi bulunuyordu. Tzurtzkabi nahiyesi dokuz köyden olmakla birlikte 2.651 kişilik nüfusa sahipti. Poshov kazasında bu tarihte 9.814'ü Türk ve 280'i Kürt olmak üzere toplam 10.094 kişi yaşıyordu.

Posof kazasının merkezi olan Digur köyü, Shalta vadisinden geçen ve Acara'yı Ardahan'a bağlayan ticaret yolu üzerinde yer alıyordu. Bu ticaret yolu Ardahan'dan Kars'a uzanıyordu. Rus yönetimi sırasında bölgeyi gezen Gürcü tarihçi ve araştırmacı Zakaria Çiçinadze'ye göre Poshov'un komşu bölgesi Zegani'de (Yukarı Acara) yaşayan Müslüman Gürcülerin anadilini bilmelerine rağmen Poshov bölgesindeki Müslüman Gürcüler Gürcüce bilmiyorlardı. Bir kısmı Kars'ın, bir kısmı Ardahan'ın parçası olan Poshov vadisinde 19. yüzyılın başlarında yaklaşık 100 köy vardı; ancak özellikle Kırım Savaşı’ndan sonra halkın Osmanlı ülkesine göç etmesi sonucu 20. yüzyılın başlarında köy sayısı azalmıştı. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı yüzünden de resmî verilere göre 388 hane veya 10.180 kişi Poshov kazasından (uçastok) göç etmiştir. 1886 yılı nüfusu göz önüne alınınca, Poshov kazasının nüfusunun yarısının bu tarihten önce göç ettiği görülmektedir.

Poshov bölgesi, I. Dünya Savaşı'nın sonlarında Rus ordusunun bölgeden çekilmesinden sonra, bir süre bağımsız Gürcistan'ın sınırları içinde kaldı. Kızıl Ordu'nun Gürcistan'ı işgali sırasında (15 Şubat-17 Mart 1921) Ankara Hükümeti'nin verdiği ültimatom üzerine Gürcü askerleri bölgeden çekildi ve Poshov Türkiye'ye katıldı. 16 Mart 1921'de, Ankara Hükûmeti ile Sovyet Rusya arasında imzalanan Moskova Antlaşması'yla bölge Türkiye'ye bırakıldı.

Posof, 1928 tarihli Osmanlıca köy listesine göre, Poshof (پوسخوف) adıyla Kars vilayetine bağlı bir kazaydı. Poshof adı 1929'da Posof olarak değiştirilmiştir. Bu arada Digur (Diğviri) köyünün de kasabaya dönüştüğü ve Posof adını aldığı anlaşılmaktadır.

  • Dağların önündeki yeşil yayla ve çam ağaçları
  • Sonbaharda sarı, turuncu ve yeşil renklere bürünen orman
  • Beyaz kuru fasulye tanelerinin yakın görünümü
  • Sonbahar renkleri içindeki tarlalar, ağaçlar ve dağlar
  • Dalındaki kırmızı elma ve kırmızı içini gösteren kesilmiş elma
  • Kısmen karla kaplı kayalık tepe üzerindeki kale kalıntıları
  • Kahverengi yamaçların arkasında yükselen karla kaplı dağ
  • Posof balı etiketli bal kavanozu
  • Yapraklar arasındaki kırmızı elmalar ve ikiye kesilmiş elma
  • Yeşil bir vadideki Posof yerleşiminin yüksekten görünümü
  • Posof ilçe merkezindeki binalar ve çevresindeki yeşil yamaçlar